Kasım 28, 2013

Nişan'dan aklımda kalanlar

0 yorum....
Nadir de olsa blogumu ziyaret eden sevgili okurlarıma hitaben;

Aslında düğün dernek blogger'ı olmayı çok istemiştim, hatta nişan konusunda  gayet özenli çalıştım ama tembelliğim had safhada olduğum için bir türlü yazamadım.
2013 Mayısta nişanlandık,düğün 2014 haziranda yani ben bu yazıyı tam ikisinin ortasındayken yazıyorum..

Hatırladığım en önemli ayrıntı çok kalabalık olduğuydu,söz nişan bir arada olunca yaklaşık 80 kişiyi evimizde misafir ettik.Her yerden biri çıkıveriyordu.

Ayrıntılara ve tavsiyelere gelince;


-Saçlarım 'oğluna kız görmeye giden kayınvalide' saçına benzedi:) Annenizin yıllardır gittiği ve güvendiği kuaförüne gitmeden önce 2 hatta 5 kez düşünün.








-Hominigırtlak yediğimiz için ilişkimizin başından nişana kadar 10 'ar kilo aldığımızdan elbiselerimizde oldukça dolgunduk:) Kendinizi koca buldum diye salıvermeyin:) Elbisem Adil Işıktan'dı.


















-Asansörden tanımlanamayan kocaman bir nesne yaklaştı önce:) Tam 500 tane gül'müş gelen... Malesef düzgün kurutma yöntemlerini uygulayamadığım için 300 tane falan kaldı geriye.Güller küflenince hiç hoş olmuyorlarmış.










-Çikolatam Pastaland'dan.Lezzeti konusunda kötü bir şey diyemem ki zaten kendi ürünlerini satmıyolar, hizmetten hiç memnun kalmadık.Gondol'da düzgün durması için altına koyabilecekleri bir gereç bulamadıkları için yakınlarında oturan bir arkadaşımıza strafor alıp gönderttik.





-Tepsim Byprimarima.'dan... Ellerine sağlık.Muhteşem bir iş çıkardı.
Hatta burada resmi de varmış, şimdi görünce mutlu oldum tekrar.












-Hediye olarak lokumluk tercih ettim.Çok güzel tepkiler aldım. Yanlız kişi sayısını ayarlamak önemli ben max.70 kişi olduğunu düşünüp; sadece bayanlara veririm diye 40 adet lokumluk aldım ama saolsunlar 2şer tane alanlar olunca kıtı kıtına yettirdim.










-Evi kendim süsledim, abartıya kaçmanın bir alemi yokmuş zaten o kadar çok insandan süs püs görünmüyormuş.(Kapı kaç yüz kere açılıp kapandığı için artık yamulmuş ama yine de son dakika resimleyelim dedik.)















Masayı çekmek kimsenin aklına gelmediği için masamın tam resmi malesef ki yok.
Tiffany sandalye kiralayacaksanız mutlaka firmayla temizliği konusunda görüşün, eve geldiklerinde bir de temizlemekle uğraşmayın.
Ne ikram edicez diye korkmayın , ben ne ikram edicez diye planlar yaparken bir anda 15-20 çeşit şey oluverdi bile.Su böreği, açma börek,yaprak sarma, kanepeler, poaçalar,salatalar (favorim dereotlu,maydonozlu,havuçlu patates toplarıydı,kendim yaptığım için olabilir:)),mezeler, kurabiyeler, baklavalar,.....
Böyle zamanlarda küçük yerleşimlerde eş,dost,akraba,komşu sağolsunlar çok destek oluyorlar, olmasa bile çok abartıya kaçmanın alemi yok.Maksat gönüller bir olsun;)

Asıl önemli olan organize olabilmek,bütün çeşitler, tabaklar, çatal bıçaklar,peçeteler salonda bir masada hazır edilip, içkiler de mutfaktaki bir ekip tarafından hazırlanınca sorunsuz halletmiş oluyorsunuz.Çok özel dostlarım,akrabalarım var benim ki herşeyi karınca gibi bıdır bıdır hallettiler.

Bu tarz organizasyonlar da en rahatsız olduğum şey tabak,bardak seçimleri oluyor benim genelde. Kağıt tabaklar,özensiz bardaklar falan bütün etkiyi '0'lıyor.Allah'tan eski porselen takımların çeşidi az ve çok kişilikmiş,annemde 24 parça,diğer iki komşuda da benzer takımlardan 24'er parça olunca kalan 8 kişi de aileden olup zaten o stresten ağzına birşey süremediği için o kısmı gayet güzel tamamlamış olduk.Bu şekilde bir çare bulamasaydık, kiralamala ya da çeyiz bozma yoluna gitmeyi düşünüyordum:)






-Pastaya gelince...Pastamı küçük,kendimiz gibi renkli seçtim..Butik pastalar yapan bir arkadaşım yaptı, onunda ellerine sağlık...Başka bir arkadaşım da süpriz olarak pastanın formunda kurabiyler yaptırmış ki resmen imdadıma yetiştiler. Ofistekilere lokumluğum kalmadığı için bu kurabileyelerden getirdim.
O kadar kişiye pastayı dilimlemekle kimse uğraşmasın,kimsenin üstü başı batmasın ve lezzeti de tazecik meyvelerden olsun diye kişi başı küçük mevyeli pastalardan sipariş ettik...







-Fotoğraflarımız için bir arkadaşımızla anlaştık.Çok güzel fotoğraflar çekiyor kendisi, biz onun ilk düğün dernek deneyimi olduk..Bütün günün yoğunluğunda beraberdik.Ama telaşeden bir yerde duralım,uzun uzun
resim çekelim gibi bir pozisyonu ne yazık ki bulamadık.







-Kahvenin içine ne istiyorsanız koyabilirsiniz kesinlikle sizin hayalgücünüze kalmış:) Ben sumak dahi attım.


-Geri kalanı da zaten eğlence kısmı...Gerilmeden, bu akşamın özel olduğunu düşünüp tadına doyarsanız geriye benimki gibi güzel anılarınız kalır..

Enjoy..


Nisan 08, 2013

Doğum Günün Bana Geldiğin Gündüüüüürrrrrr..

0 yorum....
1,5 aydır süren doğum günü sürprizi telaşesi nihayete erdi. Gördüğüm, konuştuğum herkesi daralttığım, içlerini sıktığım "muhteşem sürpriz nasıl olmalıdır" anketim sonucunda verdiğim kararla süprizi yaptım kurtuldum.

1,5 aydır haftanın her günü  yakın tatil beldeleri, hafta sonu kiralık kutlama evi, en iyi sürpriz, yapsak yapsak sevgiliye naaaaaaaapsak gibi aralamalarla sevgili google'ı kirletmiş olmaktan biraz utanç duysam da sevdiğin birini memnun etmek için çabalamak, ve sonunda yüzünde o gülümsemeyi görmek bütün yorgunluğu alıyor.

Gelelim yaptıklarıma...

Aslında ilk hedefim İstanbul'da boğaz manzaralı bir evi günlük kiralıyıp sevdiğimiz dostlarımızla parti vermek, birde dansçı tutmaktı.(konuyla ilgili çok fazla eleştri alsamda :)) 
İstediğim gibi bi ev bulamadım, bulduğum evlere de en az 1.000 tl istediklerinde de "ev satın almak için aramadım, günlük kiralamak istiyorum" gibi bir cevap verdiğim için sanırım kiralama siteleri konuşmayı uzatmamak için beni başlarından savdılar:)
Nihayetinde bu planı hayata geçiremedim...


Bende bir video çekmeye karar verdim. Hani eşten, dostan, çevreden kısa kısa kutlama videoları alıp onların kolajlandığı videolardan.İnsanlardan birşey talep etmek ne kadar zormuş, alt tarafı 10 saniye için 10 gün aradığım insanlar oldu...
*Video göndermeyen bir arkadaşı feysbukta izledikten sonra ben o kdr basit birşey hazırlayacağını düşünmemeştim, yoksa hemen çekip yollardım dediğinde gidip kendisine kafa atabilseydim daha mutlu olucaktım.

Çok klişe belki ama adam izlerken ağlıyo. Tecrübeyle sabit. :)

Asıl doğum günü olan cumayı kıytırık bir öpücükle geçiştirdim. Bütün beklentilerini suya düşürdüm. Sonra bilgisayarımı aldım gecenin 2'sinde dayandım kapısına hadi bunu izle diye, uyku sersemi ya sabah izlesem olmuyo mu gibi söylense de olmaz dedim açtım zorla... Söylene söylene izlemeye başladı, önce beni gördü gülümsedi hafiften ardından annesi, babası, yakın arkadaşları, taaaaaaa yurt dışındaki arkadaşları derken bir baktım kahkahalar atarken yaşlar akıyo gözünden. Kalktı hemen feysbukuna yükledi, sabah herkesi teşekkür için aradı falan. Velasıl kelam 1 hafta sonu boyunca en az 50 kere izlemişizdir... İnsanın kendini izlemesi de fena bişeymiş, ay ben naaaapmışım, ne demişim, neden öle gülmüşüm vs vs vs gibi düşüncelere kapılıyorsunuz....


Ardından bir word dosyası açtım içinde tur programımızın olduğu... Ardından sabah ver elini SAPANCA...Onunla ilgili ayrıntılar bir sonraki yazımda.





Mart 29, 2013

Her seçim bir terkediş mi?

0 yorum....
Bazen sadece seçeriz.
O seçimlerin hayatımızı nasıl etkileyeceğini, neleri kaybedebileceğimizi düşünmeden bazen sadece seçeriz.
Sevdiklerimizi, işimizi, yaşadığımız şehri, anılarımızı terketmek pahasına bazen sadece seçeriz.
İş işten geçtikten, duygulardaki coşkular azaldıktan sonra sadece kalbimin sesini dinlemiştim oysa ki deriz.
Kalbin mantıkla mücadelesinde biri sürekli üste çıkar. İnsanoğlu da didinir durur birbirine denkleyeceğim diye.
Şansınız varsa eğer galip olan mantık olur..
Çünkü kalbin yaptığı seçimlerin cezasını sonra mantığınız çeker, pişmanlığı taşımak, onun hesaplaşmasını yapmak zordur.
Geçirdiğimiz çok kısa zaman dilimine rağmen çok sevdiğim, çok benimsediğim canımdan öte bi arkadaşım şimdi kalbiyle mantığı arasında sıkıştı kaldı. Onun için çabaladıkça, o gerçeği görsün diye uğraştıkça sanki gözüne inen perde daha da kalınlaşıyor. 
İnsan için bazen en zoru da sevdikleri için elinden geleni yapsanda aslında bir arpa boyu yol gidememiş olman değil midir? 
Umarım herşey gönlünce olur, ve umarım o gönlündeki yüzünden bir gün pişman olmaz..

Mart 16, 2013

Başımda kavak yelleri...

0 yorum....
        Şunu anladım ki hatun kısmısı için (7'sinden 70'ine- zengininden fakirine-cahilden aşırı kültürlüsüne- emosundan demosuna) şu evlilik teklifi denen hadise önem arzediyor.Evlilik lafını duyan tüm hemcinslerim ''' eeeeeeeee nasıl teklif etti??''' sorusunu sorarken, yanlarındaki erkekler oldukça tepkili. O tepki yerine en azından iki güzel kelam etseler ölürler çünkü, o denli zor bir şey.
        Velhasılı kelam şu teklif işi mühim. 
        Benim gibi romantizm özürlü birini bile tir tir titreten biri çıktı ya o adama evet demeseydim taş olurdum..
    







         Ulu bir dağ'da ben otelin pistinde yürüyüşe çıktık sanarken bir anda cepten çıkan küçücük bir kutu,yıldızların altında Eveeeeeeeeeet diye bağırdığımda patlayan havai fişekler, bembeyaz karların üzerinde ateşle parlayan M&B; gökyüzüne salınan yüzlerce ışıl ışıl led'li uçan balon, şampanya, dilek balonları,.......... ve tabiii ki başrolde aşk:) 







       Tabi sonrasında beni görmeniz lazımdı.Otele bir dönüşüm var sanki ufak dağları ben yarattım. Omuzlar dik, burun en tepede.Parmağımdaki yüzük değil kaşıkçı elması.Çalışan kızların bakışlarını süzmeler, tebrik edenlerin beni kıskandığını düşünmeler.Ben ben değilim sanki o anda.Baia,Monte Baia olalı öle artist konuk ağırlamamıştır. Ultra mega muhteşem sevgilim teklif planını aylar öncesinden yapıp oteli ayarladığında millet bir heyecanlanmış, herkes beni merak etmiş falan..Ben bunu anlattıklarında nasıl bir havalardayım, nasıl artistim... Aradan 1 ay geçtikten sonra farkettim ki o his kıskançlık değil de aksine hayal kırıklığı... O kadar özenle planlanan bir organizasyonun baş rolündeki hatunu bir Adriana Lima, bir Çağla Şikel beklerlerken karşılarında BEN..Allah çirkin talihi versin diyor bir yazıma da burada nokta koyuyorum...

 Ps: Bu posttanda belli olduğu üzere formatımı düğün dernek blogcusu olarak değiştiriyorum. İlgililere duyurulur..:)

Şubat 26, 2013

Yine çok zaman geçti....

1 yorum....

Çok sevdiğin dostların vardır, uzun zamandan sonra görüşürsün de sanki bir gün önce ayrılmış gibi hissedersin ya; sende benim için öylesin şu anda blog.

Özleşmişiz yahu…

Anlatılacak o kadar çok şeyim var ki aslında.
Ama en önemlisinden başlayayım. Zaten muhtemelen bundan sonra yazacaklarım da hep onunla ilgili olacak..

Ben evleniyorum…
Beyaz atlı bir prens beni buldu, atının terkisine attı, dört nala gidiyoruz.

Artık bir yerde at tökezler düşer miyiz, yoksa Kaf dağının ardındaki sarayımıza varıp sonsuza dek mutlu mu yaşarız bilinmezJ

Çok masalsı anlattım biliyorum ama evlenme teklifimde çok masalsıydı.

Onu da anlatıcam… Ama her şeyin bir sırası varJ

Şimdilik bu kadar ilk günden sıkmıyayım değil mi? J

Mayıs 06, 2011

Yıllar geçsede üstündeeeeeeenn:)

0 yorum....
Yıllar geçmiş gibi üstünden..

Ben bu satırları yazarken geçen yazımı yazdığımdan taaamm 3,5 ay büyümüş olacağım:)
Evet sevgili blogger..
Bir ay kapanışının ardından iş yerindeki cinnet anlarımı seninle paylaşmak istedim:)
Bu ay kapanışınıda yaklaşık 3 gün-3 gece şeklinde sürdürdük..Muhasebeci olmakla olmamak arasındaki ince çizgideyim.. Oysa ben hep satışçı olmak istemiştim..

Bu sabahki şarkım SERZENİŞTE... Dileyen yuutub'dan bulup dinlerken beni düşünebilir:)

Bu 3.5 ayda neler yaptım..

-çalıştım,çalıştım,çalıştım,çalıştım.....

-Dukan diyeti yapıp taaammmm 7 kilo verdiiimm:) Şaka gibi ama sanırım blogumun en ilgi çeken tarafı bu olucak:) Ayrıntılarına kitabını alarak yada diğer bloglardan ulaşabilirsiniz; bi diyet bloggerı olmak istemiyorum şu anda..

-biraz daha çalıştım..

-kaybedenler klübünü izleyip,hayatımın ne kadar renkli olduğunu düşünüp şükrettim:)

-Aynı gün çok güzel bi cafe keşfedip Fajita yedim.Benim için ilkti Dukan'ımı ilk onunla bozdum:)

-Sonra bi doz daha çalıştım:)

-Pilatesle ayak baş parmağımı kafamın üstüne değirme çalışmalarıma hız verdim:)

-ARABA aldıııımm......Benimde artık bi evladım var:) Henüz ismini bulamadım, Dedekorkut hikayelerinde olduğu gibi bi kahramanlık yapıp ismini haketmesini istiyorum..Eğlenmeye çıktığımız gecenin bi yarısı bizi etrafında travestilerin kol gezdiği bi tamirhanede mahsur bırakmış olmasını tamamiiyyyle bebekliğinden olduğunu düşünüyorum; bu yüzden sanırım azıcıcıcıcık daha büyüyüp bi kahramanlık yapmalı:) (ps. hayatımın en rezil ama en keyifli gecelerinden biriydi:))

-biraz daha çalıştım..

-Paylaşım toplantısı için Belek Susesi Otele gittim.. Şiddetle tavsiye ederim..(Dipnot: su sesi belli bi süreden sonra insanı rahatsız edebiliyo:)


-sevgilimi sevgililer gününün ertesi günü terkettim..:)
Halen aldığım hediyenin taksidini ödüyorum....:)

-Sevgililer gününden 2 hafta önce aşık oldum..

-Eski sevgilimde sevgililer gününden 5 gün sonra yeni biriyle birlikte olmaya başladı...

Bu nasıl bir çelişkidir:)

Son durum: 3 aydır aynı adama hergün artan bi coşkuyla aşık olmayı sürdürüyorum..
Benim için bi rekor denemesi gibi..:)

-daha o kadar çok şey yaptım ki..
Çok güzel,çok özel insanlarla tanıştım.
Çok keyifli mekanlar keşfettim.
Chai tae latte ile tanıştım:)
Eski dostlarımla görüştüm..
Hali hazırda hayatımda olan dostlarımla sabahladım:)
Sarhoş oldum:)
Keyifli kahvaltılar,tadına doyulmaz akşam yemekleri yedim...

Rochas hayatımın parfümü sanıyor iken aslında gerçek aşkın sevgilinin kokusu olduğunu öğrendim...
Bvlgari man...
Ben çok aşığım bu çocuğa yaaa:)

Ocak 17, 2011

.....

0 yorum....
Dünle beraber

Gitti cancağızım ,

Ne kadar söz varsa

Düne ait ...

Şimdi yeni şeyler

Söylemek lazım...


Mevlana Celaleddin- i Rumi